Maden Arama ve Raporlamalarında Uluslararası Standartlar

JORC

Maden arama sonuçlarının rapor edilmesinde bazı standart ve kurallar getirme çalışmaları, geçmişte birkaç yaşanan sorun sonucunda gündeme gelmiştir. Özellikle, hisseleri borsada işlem gören madencilik şirketlerinin yaygın olduğu Avustralya’da (Poseidon, 1969) ve Kanada’da (Bre-X, 1997) yaşanan iki önemli skandal bunda etkili olmuştur.

Poseidon skandalında, ilgili firma, 29 Eylül 1969 tarihinde borsaya gönderdiği yazıda, “kendisine ait ruhsat sahasında yaptığı bir sondajda yüksek tenörlü (%3.5 Ni, %0.5 Cu) nikel-bakır cevheri kestiğini, cevher zonunun 1000 ft uzunluğunda ve minimum 65 ft kalınlığında olduğunu” belirtmiştir. Bu bilginin borsa tarafından yayınlanması üzerine, 1 Ekim 1969 tarihinde 1.15 Dolar seviyesinde seyreden hisse senetleri hızlı bir yükselişe geçerek 11 Mart 1970’de 280 Dolar’a ulaşmıştır. Daha sonra bu haberin uydurma olduğu anlaşılmış, şirket batmış ve hisse senedi alanlar büyük zararlara uğramıştır.

Yaşanan bu skandal üzerine, 1971 yılında Avustralya hükümeti çözüm arayışına girmiş ve borsaya müdahil olan tüm taraf temsilcilerinin içinde yeraldığı bir komite kurarak, 1989 yılında maden arama sonuçlarının rapor edilmesi standartlarını içeren bir yönetmelik yayınlamıştır.

Madencilik faaliyetlerinin yoğun olduğu diğer ülkeler de benzer çözüm arayışlarına girmiş ve yasal düzenlemeler yapmışlardır. Bunlar :

  • Avustralya ve komşu ülkeler: JORC-Code, Joint Ore Reserves Committee,
  • Kanada: NI 43-101, National Instrument 43-101, Standarts of Disclosure for Mineral Projects,
  • Amerika Birleşik Devletleri: SME-Guide, The Sme Guide for Reportıng Exploration Results, Mineral Resources, and Mineral Reserves,
  • Avrupa Birliği ülkeleri: PERC, Pan-European Code for Reporting of Exploration Results, Mineral Resources and Reserves,
  • Güney Afrika: SAMREC, The South African Code for The Reporting of Exploration Results, Mineral Resources and Mineral Reserves.

    Değişik ülkelerdeki rapor etme düzenlemelerinden yararlanarak, tüm dünyada uygulanabilir ortak standartçalışmaları başlatılmış ve oluşturulan taslaklar üye ülkelerin görüşüne sunulmuştur. Bunlar:

  • CRIRSCO, Combined Reserves International Reporting Standarts Committee,
  • UNFC, United Nations Framework Classification For Fosil Energy and Mineral Resources.

    JORC” benzeri düzenlemelerin üç temel özelliği vardır:

  • saydamlık,
  • somutluk,
  • uzmanlık.

    Rapor için gerekli olan tüm bilgiler somut olmalı, açık-seçik ve anlaşılır bir şekilde sunulmalı ve uzmanlar tarafından yapılmış çalışmalara dayanmalıdır.

    “JORC” Benzeri Düzenlemeler:

  • a) uluslararası maden kaynak/rezerv tanımlarını esas alır,
  • b) Maden arama sonuçları, maden kaynakları ve maden rezervlerini rapor etmek için gerekli asgari standartları (kalite kontrol / kalite güvence sistemi) saptar, ‘en iyi uygulama kılavuzlarını’ tavsiye eder,
  • c) projede izlenecek yolu yordamı saptamaz, projeye uygun yol ve yöntemin seçimi ve uygulanması uzmanın takdir ve sorumluluğundadır,
  • d) kamuya açık raporları düzenler, kurum içi rapor etme sistemlerini düzenlemez,
  • e) yönetmeliğe uymayanlarla ilgili yaptırım uygulamaz. Raporu yayınlayan şirketleri piyasayı düzenleyen resmi kurumlar denetler. Uzmanlar ise üye oldukları meslek örgütlerinin etik/disiplin yönetmeliğine bağlıdır,
  • f) JORC ilkelere dayanan bir düzenlemedir, katı bir reçete değildir.

    “JORC” benzeri düzenlemelerin amacı, kamunun, uluslararası standartlara uygun olarak hazırlanmış rapora ve dolayısıyla rapor içeriğindeki güvenilir bilgiye kolay ulaşmasını sağlamaktır.

    “JORC” benzeri düzenlemelerde maden arama süreci başlıca dört evreye ayrılmaktadır; ön inceleme, ön arama, genel arama ve detay arama. Maden arama sonuçlarının rapor edilmesinde, maden arama sürecinin her aşamasında elde edilen verilerin güvenilirlik düzeyi ve kalite kontrolü önemlidir.

    “JORC” benzeri düzenlemelerde, rapor edilen ‘Mineral Kaynakları’ ile ‘Maden Rezervleri’ kavramları arasında durağan olmayan bir ilişki sözkonusudur. Bu ilişki aşağıdaki şekilde gösterilmektedir.Jorc.jpg

Maden arama sonuçları, mineral kaynakları ve maden rezervlerinin rapor edilmesinde veriler başlıca iki eksendeki belirlilik, güvenilirlilik ve yapılabilirlik durumlarına göre değerlendirilmektedir. Birinci eksen, ‘jeolojik bilgi’yi esas almakta, jeolojik verilerin artan yoğunluğu ve güvenilirliğine dayanmaktadır. ‘Dönüştürücü faktörler’ olarak tanımlanan ikinci eksen ise gerçekçi olarak öngörülen madencilik, metalurjik, ekonomik, pazarlama, yasal, çevresel ve sosyal faktörlerin dönüştürücü etkisini hesaba katmaktadır.

‘Maden Kaynağı’, yer kabuğunun içinde veya üzerinde ekonomik açıdan ilgi duyulan bir malzemenin, son tahlilde ekonomik üretim için makul ümit veren nitelik ve nicelikteki zenginleşmesi veya zuhurudur. Bir ‘Maden Kaynağının’ yeri, niceliği, tenörü, devamlılığı ve diğer jeolojik özellikleri, özgül jeolojik kanıtlarla ortaya konulmuş, tahmin edilmiş veya yorumlanmıştır. Maden Kaynakları, artan jeolojik güvenilirlik sırasına göre, ‘Çıkarsanmış’, ‘Gösterilmiş’ ve ‘Ölçülmüş’ diye alt sınıflara ayrılır.

‘Maden Rezervi’, ‘Ölçülmüş’ veya ‘Gösterilmiş’ Maden Kaynaklarının ekonomik olarak işletilebilir- çıkarılabilir bölümüdür. Cevher çıkarılması sırasında oluşabilecek seyrelme ve kayıpları kapsar. Gerekli değerlendirmeler ve çalışmalar yapılmış, gerçekçi olarak öngörülen madencilik, metalurjik, ekonomik, pazarlama, yasal, çevresel ve sosyal faktörlerin dönüştürücü etkisi hesaba katılmıştır. Bu değerlendirmeler sonucu, raporlama tarihinde cevher çıkarmanın onaylanabilir (ekonomik) olduğu kanıtlanmıştır. Maden Rezervleri, artan güvenirliğe göre, ‘Muhtemel’ ve ‘Görünür’ Maden Rezervleri diye alt sınıflara ayrılır.

Ülkemizde 10 haziran 2010 tarih ve 5177 sayılı yasayla değiştirilen 3213 sayılı Maden Kanunu ile 6 Kasım 2010 tarihinde yayınlanan Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği madencilik alanında yeni düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenlemeler, uluslararası rapor etme standartlarını kısmen içermekle birlikte, geçmiş mevzuattan kalan eksik ve yanlış bazı maddeleri de hala taşımaktadır.

Maden mevzuatında yapılan son değişikliklerle getirilen yenilikler; proje kavramı, aşamalı maden arama süreci, rezerv-kaynak tanımları ve raporlardaki imza yetkisidir.

Sonuç olarak, madencilik alanında dünyada son 30 yılda yaşanan gelişmelere ve yapılan yasal düzenlemelere bakıldığında, uluslararası kavram ve tanımlar ile ülkemizde kullanılanlar örtüşmemektedir. Kavram birliğini sağlamak üzere, acilen bir ‘Ulusal Komite’ kurulmalı ve ulusal mevzuat uluslararası standartlara uyumlu hale getirilmelidir.

 

Kaynak : JMO