Maden Arama Aşamasında Finansman Sorunları ve MTA’nın Rolü

0821_money-bag_416x416Madenciliğe ihtiyaç bir ülkenin nüfus artışı ve çok düşük büyümeler göstermesi halinde bile, genellikle % 3’ün üzerinde bir artış göstermektedir. Bu da içinde bulunduğumuz son yüzyılda madencilik üretiminin bu yüzyılın sonuna kadar iki kat artacağını göstermektedir. Bu gösterge, arama faaliyetlerinin artması gerekliliğini, proje uygulama ve işletme yatırım finansmanının da daha büyük boyutlara çıkacağı sonucunu göstermektedir.

Madencilikteki büyüme oranının büyük payının gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşeceği görülmektedir. Bu nedenle, bu ülkelerde yüzyılımızın sonuna kadar dört katına çıkacağı öngörülmektedir.

Madencilik sektörü, emtia fiyatları nedeni ile madenci kuruluşları ve madencilik dışı yatırımcıları  sektörden uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle özellikle ülkemizdeki yeni madencilik  projelerine finansman sağlanması, birçok projenin önünü tıkayan ve gecikmelerine neden olan bir süreç olarak gözlenmektedir.

Ayrıca madencilik yatırımlarının uzun süreli ve büyük finansmanlar istiyor olması, geri dönüş sürecinin çoğu projede uzun sürmesi ve emtia fiyatlarına bağlı olarak projelerin karlılıklarının sürekli değişmesi, yatırımcıları madenciliğe daha mesafeli durmaya zorlamakta ve öz kaynaklarına etki etmeyecek farklı finans arayışlarına girmektedirler.

coal_600x4501_0Sektörün bu tür piyasa koşullarından etkilenmesini en aza indirmek ve ilk yatırım aşamasında sektörü desteklemek için dünyada farklı ülkelerde farklı destek yöntemleri uygulanmaktadır. Ülkemizde de bu tür uygulamalara geçilmesi gerekmekte olup, gerekli mevzuatın tamamlanarak hayata geçirilmesi sektör için son derece önemlidir.

Bir maden projesini destekleme aşamasında kullanılacak olan yatırım finansı da iyi irdelenmeli, doğru, net, kabul edilebilir ve öngörülen projeyi tamamlayacak tüm etmenler göz önüne alınarak hazırlanmış olmalıdır. Bunun yanı sıra, kullanılacak olan finansman da aktarılacağı işin çeşidine ve alınan riske göre madencilikte 2 ana gruba ayrılmaktadır. Bunlar :

  • Arama ve Rezerv Geliştirme Aşamaları için Yüksek Riskli Finansman
  • İşletmeye Geçiş ve Üretim Aşamaları için ise Düşük Riskli Finansman

olarak  adlandırılabilir.

Yüksek riskli ve düşük riskli finansman için bulunacak fon ve finans kaynaklarının yapısında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Madencilik projelerinde yüksek riskli finansman için kıt olan finansman kaynaklarının sağlanıp, arama çalışmalarının tamamlanmasından sonra, eğer proje ekonomik ise işletmeye geçiş ve üretim aşamaları için gerekli olan finansman daha kolay olarak çözülebilmektedir.

Arama, Rezerv  Geliştirme Aşamalarında Riskli Finansman

Bu aşamada ana finans kaynakları genellikle çalışmanın yapıldığı yerin bulunduğu yurt içi kaynaklarından oluşur. Bunlar; kamu fonları ve özel sermaye olarak 2’e ayrılabilir. Bazı durumlarda ise yabancı fonlardan küçük yardımlarda sağlanabilir. Türkiye’de en güçlü  kamu fonlarını maden arama için kullanabilen kamu kuruluşu, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsüdür. (MTA) Ancak ülkemizde tüzel kuruluşlara ve şahıslara verilen ruhsatlar üzerindeki arama faaliyetlerin de MTA’nın veya diğer hiçbir kamu katkısı bulunmamaktadır. Kamu kuruluşları sadece kendi girişimleri olarak faaliyet gösterdikleri faaliyetlerde kendi kaynaklarını kullanmaktadır. (Eti Maden, TKİ vb.)

Dünyada çoğu ülkede, özel sektör madencilerinden maden aramada kullanılan kamu fonlarına öz kaynak katkısı veya kamu maden arama kuruluşlarına bir miktar fon-finans aktarılması zorunludur. Hatta bu oran madencilikte gelişmiş olan ülkelerde toplam arama finansmanının %80’ine kadar çıkmakta, madencilikte en büyük ülke olan Amerika,Kanada ve Avusturalya’da kamu fonlarının arama çalışmalarına yaptığı finans desteği ortalaması da %69 seviyelerindedir.

Dünyada böyle olmasına rağmen, ülkemizde toplanan ruhsat harçları ve ruhsatlara ilişkin alınan hiç bir nakit girdi, şu ana kadar sektörün gelişmesine yönelik hiç bir alanda kullanılmamakta, direkt olarak hazine hesaplarına aktarılmaktadır. Buna paralel olarak ülkemizde arama çalışmalarında yapılacak faaliyetlerin tamamı ruhsat ve sahibinin teknik altyapısına ve finansal gücünden beklenmektedir.

Türkiye’de 2016 yılında hali hazırdaki işletme ruhsatlarından tahsil edilecek olan ruhsat sayısı ve alan büyüklüğüne göre alınacak olan minimum tutarlar üzerinden MİGEM aracılığı ile tahsil edilen ruhsatların harçları büyüklüğü aşağıdaki tabloda görülmektedir.

Tablo1

Bu tabloda anlaşılacağı üzere sadece işletme ruhsat harçlarının büyüklüğü 414,5 milyonTL’dir. Sadece bu harçlar üzerinden diğer  arama çalışmalarında kullanılmak üzere %20’lik bir fon MTA’a aktarılsa, 82,9 milyon TL civarında bir kaynak oluşturulmuş olur. Bu rakamlar ile Türkiye şartlarında yaklaşık 331.000 metre karotlu sondaj,  250 metre derinliğinde  1325 sondaj kuyusu yapılabilir.

Türkiye’de MTA’nın 2012,2013 ve 2014 yıllarında yaptığı sondaj metraj miktarı yıllık 150.000-175.000 metre arasında arasında olduğu bilinmektedir. Bu fon ile sadece MTA’nın sondaj yapabilme kapasitesi 3,2 kat artmaktadır.

Veya benzer şekilde ayrılacak olan bir yıllık bu fon ile, yaklaşık 1500 saha üzerinde 1/1000 ölçekli detay jeoloji ve jeofizik çalışması yapılabilir.

Arama süreci, hem teknik bir yük olarak, hemde finansal yük olarak sadece özel sektör olarak faaliyet gösteren firmaların üzerine bırakılmaktadır. Bu nedenle  Türkiye’de verilmiş olan arama ruhsatlarının üzerinde yeterli büyüklükte, yeterli detayda yani sahayı aydınlatacak yeterli arama çalışmaları yapılamamakta, bunun neticesinde de ya ruhsatın atıl durumda beklemesine yada yanlış ve yetersiz arama çalışmaları neticesinde kötü ve verimsiz maden projelerine dönüşmektedir.

Yukarıda bahsi geçen noktada ülkemizde MTA bu noktada aktif olarak görev alabilir. MTA’nın arama ruhsatlarında arama çalışmalarına dahil edilmesi  sayılamayacak birçok avantaj sağlayacaktır. Bunlardan en önemlileri:

  • Sahadaki aramalar yeterli teknik altyapı ile desteklenebilir.
  • Aramalar bir kamu kurumunda olması sebebi ile daha objektif değerlendirilebilir
  • Gruplandırılacak ve paylaşılacak iş terminleri ile daha çabuk ve etkili neticeler alınabilir.
  • Arama safhasında, sık sık karşılaşılan ruhsat sahibi girişimci kuruluşun arama sürecinden çeşitli nedenlerden ötürü vazgeçmesi durumunda ruhsat MTA’nın denetiminde çalışmalarına devam edilerek saha kamuya veya başka özel sektöre gerçekleşebilecek bir yatırım için devredilebilir.
  •  Arama çalışmalarından çıkan neticelere göre, MTA vasıtası ile manüpüle edilmemiş, şeffaf, kamu onayından geçmiş bir rezerv tesbiti sonucu alınacağından ileri aşama finansman sorunun üzerindeki güvenilirlik baskısıda büyük ölçüde azaltılmış olacaktır.
  • Arama çalışmaları aşamasında özel yatırımcının karşılaştığı kamuoyu baskısı ve çevresel yanlış anlaşılmalar da MTA gibi bir kamu kurumunun da işin içinde olması sebebi ile azalmış olacaktır.
  • Alınacak olan izin, veya arama aşamasında bazı yatırımcıların yaptığı izinsiz arama çalışmaları gibi faaliyetler MTA’dan ötürü kolaylıkla engellenmiş olacaktır.
  • Arama faaliyetleri sonrası, ruhsatın ve sahanın detay bilgileri kamu arşivinde kalmış olacak, özel yatırımcının sahadan çekilmesi durumunda dahi bu değerli veriler bir sonraki yatırımcı için sayısız avantajlar sağlayacaktır.

Bu yazımda üzerinde durduğum ve geliştirilmesi  gereken konu olan, Migem’e (Maden İşleri Genel Müdürlüğü) verilen ruhsat harçları, teminatları ve diğer ödenen tutarların bir kısmının MTA’a aktarılmasıdır. Bu konuda MTA’nın yaklaşımı da önemli olup, gerekli görülmesi durumunda farklı bir kamu kurumu da bu alanda aktive edilebilir.

 

Saygılarımla,